ForuMLike.Org - Forum - indir - Full indir - download - yükle - antivirüs - samsung oyunları - Flatcast Radyo temaları - Script - Vbulletin Tema - Smf Destek - Webmaster sitesi - Pocket  Pc-PDA - Emo Resimleri - Cs - Counter-Strike 1.5 - 1.6 Cfgler - Fraglar - Movieler - Wall Hack - Hilesi - Nedir


Pc Teknik Servisi (Pc Sorunlarınıza Çözüm Bulalım)

]
Geri git   ForuMLike.Org - Forum - indir - Full indir - download - yükle - antivirüs - samsung oyunları - Flatcast Radyo temaları - Script - Vbulletin Tema - Smf Destek - Webmaster sitesi - Pocket Pc-PDA - Emo Resimleri - Cs - Counter-Strike 1.5 - 1.6 Cfgler - Fraglar - Movieler - Wall Hack - Hilesi - Nedir > SERBEST KÖŞE > Genel Kültür > Genel Kültür Diğer Başlıklar

Forum

Alt 05-03-2009, 02:49 PM   #1 (permalink)




Türk Kültüründe Ölüm ve Müzik , Türk Kültürü incelemesi

Türk Kültüründe Ölüm ve Müzik

Yaşantımızda önemli bir yeri olan müzik acıyı yoğun yaşayanlara psikolog olabilmekte; bir filozof gibi yok oluşu doğallaştırıp daha kolay kabullenmeyi sağlayabilmekte; son yolculukta sallanan uğurlama mendili olabilmektedir.

Hepiniz bilirsiniz ki insan doğduğu andan itibaren ölmeye başlamaktadır. Veysel’in dizelerinde bu süreç “İki kapılı bir handa / gidiyorum gündüz gece” biçimde dile gelir. Kuşkusuz hepimiz kalabilmek için uğraş veririz. Ama ölüm de kaçınamayacağımız bir gerçek. Peki ölüm nedir?

Ölüm yaşamın belirleyici öğeleri olan uyarılabilirlik hareket büyüme üreme uyum sağlayabilme vb. fonksiyonların sona ermesidir. Bütün canlılar için geçerlidir. Ancak diğer canlılardan farklı olarak insan birinin ölümü sonucunda beliren ruhsal sıkıntı ve duygusal tepki gibi oluşumlara çözüm bulma arayışındadır. Bu çözümlerden birisi de müziktir.

Müzik

İnsan yaşamının hemen her anında var olan müzik olgusuyla birey arasında doğum öncesi oluşma sürecinde dolaylı olarak başlayan doğumla birlikte veya doğumdan hemen sonra ana kucağında ilişki ağı örülmektedir. Doğum öncesindeki oluşma sürecinde başlayan insan-müzik ilişkisi doğumdan sonraki büyüme gelişme ergenlik olgunlaşma ve kendini gerçekleştirme süreçlerinde bireyin içinde yaşadığı doğal toplumsal ve kültürel çevreye bağlı olarak değişen müziksel koşul ve olanaklar içinde çeşitlenir ve zenginleşir. (Uçan 1996)

Sosyal yaşantıyla ilgili birçok alanda olduğu gibi insanın sosyal ve psişik varlık olarak ortaya koyduğu müzik davranışı günümüze kadar değişik açılardan ele alınarak tanımlanmaya çalışılmıştır. Her bir tanım kendi içinde tutarlılık taşısa da müzik olgusunu bir bütün olarak tanıtmada yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle belli bir tanım yapma kaygısını bir kenara bırakarak müziğin insan yaşamındaki yerini belirlemeye çalışmak yararlı olacaktır.

Müziğe ilişkin ilk düşüncelerle Pyhtagoras ile Konfüçyüs’te karşılaşıyoruz. Her ikisi de varlıkbilimsel ve insanbilimsel tarzda ele almışlar müziğin dinleyicide uyandırdığı etki uyarım izlenim ve duygulanımla açıklamaya çalışan duyusal etki öğretisini benimsemişlerdir.

Konfüçyüs felsefesine ilişkin metinlerde müzik tonların[1] verimi diye tanımlanır. Ahenkle oluşturulan müzik iyi huyları yönetir insanı etkileyen fena tonlar bozuk bir hava yaratır. İyi tonlar insana etki eder ve iyi bir hava yaratır. Müziğin etkisi yalnızca tek tek insanlarla sınırlı kalmaz bütün toplumu hükümetin yönetimini tüm ülkeyi ülkedeki işleri de kapsar. Müzik bozulursa tüm bu şeylerde bozukluk meydana gelir. Konfüçyüs müziğin kişi ve toplum üzerindeki etkilerini şöyle vurgulamaktadır. “Üstün insan müziği insan kültürünün mükemmelleşmesi yolunda kullanan insandır. Müzik yaygınlaştığında insanlar emellerine ve ideallerine ulaştıklarında büyük ulusların ortaya çıktıklarını görebiliriz. Müzik devlet kurar devlet yıkar (Soykan 2002).

Klâsik Yunan müzik kuramında duyusal etki öğretisinin izlerini görüyoruz. Platon / Eflatun’a göre erdemli insan yetiştirmenin yolu müzik eğitiminden geçer. Söz ritim ve makamın birleşmesinden oluşan müziğin etki gücünün çok fazla olduğunu belirterek yiğit ve ölçülü davranışlar yerleştirecek biçimde oluşturulan müziğin kullanılması gerektiğini söyler (Eflatun 1975). Aristoteles’e göre de müzik eğitim aracı eğitimin bir bölümü ve katharsis / arınma[2] yoluyla kişiliğin oluşmasında önemli bir etkendir.

A. Erol müzikte toplumsal etkileşimi şöyle vurgulamaktadır. “Müzik toplumsal etkileşimle var olan ve insanlar tarafından insanlar için yapılan öğrenilmiş bir davranıştır. Dolayısıyla kendi için kendinden oluşmadığı gibi her zaman onu üretecek destekleyecek ve onun ne olup ne olmadığına karar verecek insanlara gereksinim duyar (Erol 2002/4). J. Blacking’e göre müzik toplumsal olarak kabul edilen kalıplar içinde oluşan sestir ve müzik yapma öğrenilmiş bir davranıştır. Merriam’a göre müzik kültürel olarak anlam yüklü sesler içinde kalıplaşan bir etkinlikler düşünceler ve nesneler bütünüdür. Miller’e göre müzik tonalite ritim aralık geçki / köprü şarkı yapısı değişken ve belirlenmiş ezgiler doğaçlama ve şarkı sözü içeriği gibi pek çok unsur ritüelleşmiş ve basmakalıplaşmış öğeleriyle düzen ve kaosun yararlı bir bileşimini gösterir (akt. Erol 2003).

Müzik insanlar üzerindeki etki gücünü beyindeki limbik sistemden almaktadır. Müziğin duygu yönüyle meydana getirmiş olduğu etkilerin toplanıp organize olduğu ve değerlendirildiği yer beyindeki limbik sistemdir. Bu sistem beyindeki davranış ve heyecanlarımızı temel biyolojik dürtülerimizi belleğimizi ve öğrenmeyle ilgili bazı yapıların nöral mekanizmalarını içerir. Sevinç keder heyecan gibi duygu ve davranışlarımızı etkileyerek onları yönlendiren çeşitli olaylar beyindeki limbik sistemin organizasyonuna uyarak kendini biçimler. Bu nedenle etkileme gücü olan müzikal yapı limbik sistemin bu özelliklerini harekete geçirerek bireyin motivasyonunda ve davranışlarında değişiklik meydana getirebilmektedir. Müziksel uyarıcılar sesin özelliklerine bağlı olarak devingen ya da durağan davranışa yönlendirebilir (Goleman 2004).

Pisagor öğretisine göre harmonin temeli olan makrokosmos’da[3] küre ve yıldızlar harmonik tınlarlar müzikal ve sanatsal harmoni anlamında dizilirler ve hareket ederler. İnsanın ruhsal hareketleri de birtakım kurallara göre gerçekleşmektedir ki bu kurallar müzikal seslerin kurallarına karşılık gelmektedir. Bu nedenle müziğin insan üzerindeki etkisinden söz edilir (Ohme 2000).

Psikiyatri problemli kişileri topluma kazandırmak gerçek yaşamla ilişkilerini sağlamada müziği yardımcı araç olarak kullanmaktadır.

Ölüm

Her insanın bir gün karşı karşıya gelip yaşama nokta koyduğu an olan ölüm insan hayatının son evresidir. Bir çok kaynakta insan hayatının geçiş evreleri doğum evlenme ve ölüm şeklinde sıralanmaktadır. Ancak evlenme olmadan da ölüm gerçekleşebilmektedir. Geçiş evrelerinden doğum kutlamalara neden olur ölüm ise korkulan ve hakkında konuşmaktan kaçınılan bir olgudur. Kuşkusuz ki varlığın yok oluşunu kabullenmek güçtür.

Eski Türk inancına göre kişi öldükten sonra uçan bir ruh biçimine girmektedir. Cennet için uçmağ adının kullanılması da buradan kaynaklanıyor olabilir. Batı Türklerinde ölüm için şunkar[4]olmak terimi kullanılır. Öldükten sonra biçim değiştiren ruh için Anadolu Aleviliğinde bugün bile don değiştirmek terimi kullanılır. Devriyye[5] olayının bir aşaması olan bu kalıp değiştirmede girilen yeni kalıp bir devir olarak ele alınır. Alevilerin çoğunda ölü için “Devri aşan olsun” “Devri tamam olsun” gibi dualar edilir (Birdoğan 1990).

Dini inanışlara göre ölüm ruhun değil bedenin yok oluşu olarak algılanır. Ruhun tekrar başka bedende dirileceği inancı vardır.

Hud Suresi/7: O hanginizin amel bakımından daha güzel olduğu hususunda sizi imtihan etmek için Arş’ı su üzerinde iken gökleri ve yeri altı günde yaratandır. Yemin ederim ki ‘ siz ölümden sonra muhakkak diriltileceksiniz’ desen kâfir olanlar derhal ‘ Bu açık bir büyüden başka bir şey değildir’ derler.

İsra suresi/49: Bir de onlar derler ki: Sahi biz bir kemik yığını ve kokuşmuş bir toprak olmuş iken yepyeni bir hilkatte diriltileceğiz öyle mi? (Mubeşşir Al-Terazi 1987).

Türklerin tarihine baktığımızda Orta Asya’da Şamanist inançtaki Türklerin defin ve yas törenlerinde ölü kültü oluşturduğunu görmekteyiz. Ölüm sonrası uygulamaları yöneten kişi Şaman’dır. Şaman ölünün diğer dünyaya geçişini kolaylaştırmakta ve ölünün ruhunun tekrar yaşadığı yere dönerek orada bulunanları rahatsız etmesini önlemektedir (İnan 1986).

İnsan topluluklarının inanış ve törelerinde ölüm ve ölümden sonra yapılan birtakım ritüeller ölen kişinin toplulukla yaşamla bağını devam ettirir. Bu gerek dini gerekse dünyevî açıdan varlığın yok oluşunu kabullenmeyi süreç içine yaymak olarak değerlendirilebilir. Ölümden hemen sonra yapılan insanoğlunun doğal tepkisi olan ve törensel yapı ile güçlendirilen yas etme ritüeli sevilen kişinin yok oluşunu kabullenmeyi kolaylaştırıcı uygulamalardan biridir.

Yas

Ölümün doğal sonucu olan yas sevilen birinin kaybından sonra gösterilen duygusal bir tepki olarak tanımlanabilir.

Sevilen birinin ölümü nedeni ile yakınları ve sevenlerinin yaşadıkları ruhsal sıkıntı sevilen kişiden fiziksel olarak hep ayrı kalma düşüncesiyle duygusal tepkiye dönüşür. Toplumsal ekonomik biyolojik ve duygusal yönden bağlı bulunduğumuz bir insanın ölümünden duyduğumuz acı insancıl bir tepkidir.

Ölüme ilişkin duygu ve düşüncelerimizin açığa vurulması aslında iyileşme sürecinin gerekli bir parçasıdır. Kederi yaşamaktan kaçınmak ya da onu baskılamaya çalışmak yas sürecinin uygun şekilde atlatılmasını engeller ve komplikasyonlu yas durumu ortaya çıkabilir. Yaşanan üzüntünün ifade edilmesi bireyin anlaşılmasına yardımcı olur. Yas ve kederin zamanında yaşanması duygusal sorunların ve gecikmiş psikiyatrik semptomların ortaya çıkmasını önler. Aksi takdirde bu kişiler er ya da geç çözülmeye uğrayabilir komplikasyonlu yas yaşayabilir ve genellikle depresyonla sonuçlanabilir (Öz 2004). Üzüntüyü ve kederi yaşamanın bir yolu ağlamaktır. Duyguların nasıl yaşanacağı içinde bulunduğu kültür tarafından belirlenir.

İslâm öncesi Türk kültüründe ‘sıglatmak’ ‘ağlamak’ fiilinden türeyen sagu ile daha sonraki dönemlerde ‘ağı’ ‘sazlamag’ ‘tavs’ ‘ağıt’ adlarıyla bilinen sözlü edebiyat metinleri öncelikle ölüm sonrasında öleni anmak övmek ve ona duyulan özlemi dile getirmek üzere üretilmişlerdir. Zamanla dünyanın faniliği ömrün kısalığı ayrılık gurbet çeşitli yoksunluklar doğal afetler gibi konular ağıtların kapsamını genişletmiştir.

Ölenin ardından ağlayıp bağırmak dövünmek aşırı tepki göstermek İslâm inanışına uygun değildir. Hadis-i Şerif 500’de “Allahın takdirine itiraz ve en azından ilahi yazgıya saygısızlık ifade ettiğini ancak üzülmenin doğal olduğunu sessizce ağlamanın caiz olduğunu” söyler. Hadis-i Şerif 501 ise “ ölüye dirinin ağlaması sebebiyle azap gelir” şeklinde ifade edilir. Ölen kişinin ölmeden ölümünde ağlanmamasını vasiyet etmediği için azap çekeceği biçiminde yorumlanmaktadır (Canan 1993). Dinî inanışlara ters olmasına karşın özellikle kırsal kesimde bu duygusal tepki yas etme geleneği olarak sürdürülmektedir.

Yas etme ölen kişinin ardından ailesi akrabaları ve yakınları arasındaki kadınlar tarafından yaşanan üzüntünün ve kederin neden olduğu acı dolu sözleri serbest bir ezgi ve nazımla dile getirmektir. Hece ölçüsü ve dörtlük nazım birimi kullanılır. Bazı metinlerde nazımın düzensizliği ve hece ölçüsünün aksadığı olur. Metnin düzenli veya düzensiz kurgulanması hece ölçüsünün tutarlılığı ezgi ile bütünlük sayısı vb. özellikler yas edenin bilgisi becerisi yeteneği deneyimi ve bellek gücü ile yakından ilgilidir. Ezgi genellikle ağır yeknesak bir ritim izler (Akpınar 2002). İkili aralıklarla aşağıya inen asma kararlar dörtlü aralığının ön düzeyde oluşu ve duraktan önce dörtlü alanın yeğlenişi en çok neva ve uşşak makamlarının kullanılışı ve bitirişten az önce kimi parçada hicaz dörtlüsüne geçki yapması ağıtların karakteristik niteliğidir. Bu özelliği ile “ yaslı” “hüzünlü” “özlemli” “içli”vb. olarak yorumlamaya elverişlidir (Reinhard 1974).

Ağıtlar sözlü biyografi niteliğindedir. Ölen kişinin yaşı cinsiyeti mesleği toplum içindeki yeri ailesi yaptığı işler mal varlığı vb. insanî fizikî ve mesleki nitelikleri ölüm şekli ayrıntıları ile anlatılır. Ölenin kardeşi annesi yengesi eşi kızı baldızı eltisi görümcesi gelini gibi yakınlarının ağıt yakmamaları hoş karşılanmaz aile arasındaki tatsızlığın göstergesi olarak yorumlanır. “Yas etme” “ağıt yakma” ölene verilen değeri onun aile ve toplum içindeki yerini ve önemini belirtmek için gerekli görülmektedir. Ancak yas etmede yaşanan ruhsal sıkıntıyı toplumla paylaşabilmek yakınları dışındaki kişilerde de o duygusal yapıyı oluşturabilmek deneyim birikim söz söyleme becerisi gerektirir. O gelenekte yaşamayan deneyim ve becerisini geliştirmeyen bir kişinin insan beyninin limbik sistemindeki duygusal işleyişi sağlaması ve duygusal paylaşım ortamını yaratması çok zordur. Bu ortamın gerekliliğinden olsa gerek yakın zamana kadar Anadolu’nun birçok yerinde ölünün başında ve gömüldükten sonra “ağıtçı” veya “ ölü ağlayıcısı” denilen ve para ile tutulan kadınlar tarafından “yas etme” geleneği sürdürülüyordu. Günümüzde ağıtçı tutma geleneği terk edilmeye başlanmıştır. Bunun nedenleri ise bir başka araştırma konusudur.

Gelenekteki ağıtın özünü ölen kişiye saygıyı dile getirmek oluşturur. Bu gelenek kentlere zaman zaman alkışlarla cenaze uğurlamak veya ölen kişi için beste yapmak[6]şeklinde yansımaktadır. Hz. Muhammed’in doğumu ve kısaca yaşamını övgüyle anlatan mevlid en yaygın ağıttır. Alevilerde düvazimamlar Hz.Ali ve Oniki İmamlar için yapılan ağıtlardır. Ölen kişinin başında söylenir. Aynı zamanda yas etme geleneği de sürdürülür.

Türk boyları arasında ölen kişinin ardından duyulan üzüntüyü şiir sanatıyla ve trajik bir müzik etkisiyle dile getirmede benzerlik çok açık ve oldukça çarpıcıdır. Çin Halk Cumhuriyeti sınırları içinde kalan Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurlar Kuzey Kafkasya’da yaşayan Kıpçak lehçesiyle konuşan Karaçay-Malkar Türkleri Kerkük Türkleri Kırım Tatarları Özbekler Kazak ve Kırgızlar Azeriler Batı Türkistan’da yaşayan Türkmenler Dobruca’da yaşayan Nogaylarda değişik adlar altında bu geleneğin sürdüğünü görüyoruz (Yaldızkaya 1999).

C. Öztelli bir yazısında İbn-i Batuta Seyahatnamesinden konuyla ilgili bölümü şöyle aktarıyor: “Ahalinin bir cenazeyi teş’yi için tabutun önünde arkasında meşaleler yakmış bulunduğunu ve cenazenin arkasında mezamir[7] çalınarak mugannilerin[8] enva çalgılar çalmakta olduklarını görüp hayrette kaldık” (Öztelli 1959).

Çalgıyla cenaze götürme uygulaması ile bazı bölgelerde çok nadir de olsa karşılaşılabilmektedir. Adana’da Arap kökenli Türklerin davul zurna ile cenaze götürdükleri 2004 Temmuz’da yazılı ve görsel basın haberlerinde yer almıştır. Yine ‘Adana Yöresindeki Nusayrilerde Ölüm sonrası Uygulamalar’ üzerine Z. Çağımlar’ın yaptığı araştırmada: düğününe yakın ölen gençlerin cenazesinin davul eşliğinde gömüldüğü belirtilmektedir.

Türk kültüründe Şaman’ın rolü düşünüldüğünde bu uygulamalarda Şamanizmin etkisinin olduğu söylenebilir.

Sonuç

Ölümle müzik ilişkisi sorgulamasında İnsanlar sevilen bir kişinin ölümünden duyulan acıyı paylaşma aracı olarak neden müzik kullanır? sorusunun yanıtını müziğin etkileme gücünde buluyoruz.

Ezgi sesin ritm şiddet hız gibi özelliklerinden yararlanılarak oluşturulmak istenen duyguya göre biçimlenip kitlesel davranış oluşturmaktadır. Toplumsal açıdan törensel icralar her zaman dayanışma olgusunu taze tutar. Nitekim ölenin saygınlıklarının söz ve ezgi bütünleşmesiyle anlatımında toplum ve ölenin yakınları arasında duygusal paylaşım sağlanıp ölenin yakınlarına manevi destek vererek yalnızlık duygusunu ortadan kaldırıp kendisini iyi hissetmesine yardımcı olunur.

Ölümde sözlü müzik ölenin yakınlarında yasını ve üzüntüsünü yaşama ortamı oluşturup daha sonra ortaya çıkabilecek depresyonu engelleyici bir işlevi yerine getirir. Ruhsal sıkıntıların yaşandığı durumlarda ağla açılırsın sözü de bunu açıklamaktadır.

Müzik öğrenme öğretme aktarma onama ve pekiştirmede etkilidir. Sözlü ifadelerin ezgisel çizgilerle bütünleşmesi aktarımı pekiştirerek anımsamayı kolaylaştırmaktadır. Bir konferans metni sözlü beste biçiminde sunulduğunda daha anımsanabilir ve kalıcı olacaktır. Sözlü biyografi niteliği taşıyan ağıtlar söz ve müzik bütünleşmesiyle dikkati anlatılanlara toplayabilmektedir. Ölen kişinin anımsanmasını kolaylaştırabilmektedir..

Öyleyse gelenekteki sözlü müziğin ölümsüzleştirme gücünden yararlanmak için ölüm gerçeğine inat yaşamak; müzikle ve müzikte ölümsüzleşmeye çalışarak yaşamak tüm insanlığın yararına olacaktır.

ForumLike.Net Destek Hattı=sistem@forumlike.net
Forumla İlgili Sorunlarınız Görüşleriniz Ve Şikayetleriniz İçin Adminlerle İrtibata Geçiniz








UyurGezer isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Resimlerle Türk Dünyası , Türk Dünyası Hakkında Resimler UyurGezer Genel Kültür Diğer Başlıklar 0 05-03-2009 01:59 AM
çindeki türk piramitleri dünya türk arihi ertunc_58 Genel Kültür Diğer Başlıklar 0 24-11-2008 10:25 PM
Türk Kültüründe At Arabası ertunc_58 Genel Kültür Diğer Başlıklar 0 20-11-2008 07:13 PM
Kültürel DetaylarKültürel Detaylar * Tiyatro * Sinema * Güzel Sanatlar Galerisi * Müzik * Şehrin Yetiştirdiği Ünlü Şahsiyetler * Halk Kültürü 06ozan19 Karadeniz 2 10-10-2008 10:06 PM
Yirmi Önemli Türk Küçüğü | Türk Dünyasından Önemli 20 Küçük sahin07 Fıkra 0 08-06-2008 11:04 PM


Şu Anki Saat: 02:51 AM


Powered by vBulletin® Version 3.8.0 Beta 2
Copyright ©2000 - 2010, - Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0
Tags CepCell.Com Toplist Siteni Ekle Hit Kazan
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü
sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.Ayrıca sitemize Mp3,Film ve Warez benzeri konuların açılması yasaktır.İletişime geçin veya 0542 574 23 84 numaralı
telefona bildirebilirsiniz, gereği yapılacaktır.

Forum|Forum |Driver İndir |Flatcast Temalar |Sözlük |Biyografi | Biyografi |Biyografi |Biyografi |Biyografi

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591