BorjinTR*
13-10-2009, 04:41 AM
[Only Registered Users Can See Links]
Siyasi kirlilik, bürokratik ilişkiler, organ mafyası, terör, işlenen cinayetlerin arka planı, fuhuş çeteleri ve Türkiye'nin gündemiyle sık sık örtüşen olaylar... TRT ekranlarında izleyici ile bu akşam buluşacak olan 'Hesaplaşma', karanlıkta kalmış olaylar ve cinayetlerin gelişim sürecini detayları ile göz önüne seriyor. Ülkede işlenen üst düzey cinayetler ve bunları çözmek için devlet tarafından oluşturulan uzman yedi polisten birini canlandıran Seda Akman, TRT'nin Tele-Vizyon Dergisi'ne verdiği röportajda, ilk kez bir aksiyon filminde rol alacağını söyledi...
* Rolünüze nasıl hazırlandınız? Öncesinde çalıştınız mı?
Benim hayatımda oynadığım ilk aksiyon filmi bu. Profesyonel kişilerden eğitim aldık. Özel Harekat bize hep destek oldu, silah kullanmayı öğrendik. Bir süre Kung Fu'nun bir çeşidi olan Wing Chung eğitimi aldım. Fırsat buldukça spor yapmaya çalışıyoruz. Dizi için çok önemli, çünkü elimizde silah koşturuyoruz, atlıyoruz, incinme olabiliyor, esneme yapmamız gerekiyor. Çekimlere başladığımızdan bu yana dört kilo vermişim. Aksiyonda oynayın, formda kalın gibi bir şey bu...
* Canlandırdığınız karakterden biraz bahseder misiniz?
Savunma sanatlarında iyi eğitim almış bir komiserim. Dizide, İçişleri Bakanlığı özel bir birim kuruyor ve kendi aralarında en iyi yedi polisi biraraya getiriyor. Aslı, biraz erkeksi, delikanlı bir kız diyebiliriz. Fazla enerjik, açık sözlü, mesleğini çok seven, duygularını bastırabilen, daha çok işiyle haşır neşir olan bir kadın polis.
* Sizin de Aslı'ya benzer taraflarınız var sanki...
Var, olmaz mı... Ben de öyleyimdir zaten. İki kız kardeşiz ve ablamdan sonra beni erkek beklemişler. Çocukken de erkek gibiydim. Oturduğumuz mahallede erkeklerle futbol maçı yapardım, misketlerim vardı. Eve balkondan tırmanıp girerdim. O yüzden babam bana bir süre 'Sedat' dedi. Ama yaş ilerledikçe, başka taraflarımla tanışmaya başladım. Şimdi çok daha evcimen biri oldum. Daha çok evimle, kendimle, mutfağımla ilgilenmeye başladım. 20'li yaşlarımdaki o uçarı, çılgın kız kalmadı. Artık bir şeyi yaparken iki kere düşünen biriyim.
* Reklam filmi, sinema, televizyon derken hızlı bir çıkış süreci yaşadınız...
Aslında hızlı da değil. Bence kendi ayarında gitti. Uğur Yücel'in filmi ve 'Bir İstanbul Masalı' ile duymaya başladı insanlar beni. Oyunculukta hep kendimden bir şeyler verdim. Kaliteli oyuncularla çalıştım, bana çok faydaları oldu. En başından beri ben o sette olma haline aşık oldum. Teknik bilen, konservatuvarlı bir oyuncu değilim ama her şey biraz yüreğimden çıkıyor. Hissederek bir şeyler yapmaya çalıştım.
AŞÇI OLMAK İSTİYORUM
* Oyunculuğun dışında başka bir şey yapmayacaksınız gibi görünüyor. Var mı başka bir hayaliniz?
Aşçı olmak istiyorum. Birkaç sene önce başladı bu merakım. Birden, çok evcimen biri olunca, mutfağa da girmeye başladım. Yemek yaptıkça da çok keyif alıyorum. Yemek programları seyrediyorum. Annemi arayıp sürekli tarifler alıyorum. Mutfak beni rahatlatıyor, meditasyon yapar gibi iyi hissediyorum kendimi mutfakta. Sonradan geldi bana bu keyif ama zamanım olsaydı aşçılık kursu alsaydım, şef olsaydım bir restoranda. Belki kendi yerimi açar, kendi şefim olurum.
BEN MUTLU VE UYUMLU BİR KADINIM
* Cesur kadın diyorlar size... Cesur sahnelerinizden dolayı mı?
Oyuncu her şeyi oynayabilir. Yeter ki insan işine, yaptığı projeye inansın. Ben doğru olduğuna inandığım yolda yürüyorum.
* Kendinizi nasıl biri olarak tanımlarsınız?
Mutlu kadın! Mutlu, uyumlu... Hayattaki tüm olumsuzluklara rağmen... Üzüldüğümüz zamanlar oluyor. Sıkıntılara rağmen bunları nasıl kolay atlatabileceğimi öğrettim kendime. Pozitif kadınım. "Bir kere geldin dünyaya, bunları bir kere yaşayacaksın ya da bir kere hatırlayacaksın" diyorum. Hep iyi düşünmeye çalışıyorum. Çünkü Oğlak kadını olarak, herkesin hayatını kolaylaştıran biriyim ama kendime yüklenirim. Müzikle aranız nasıl? Müzikten vazgeçemem. Sabah kalktığımda ruh halime göre klasik müzik dinliyorum. Bach seviyorum.
Haber3.com
Siyasi kirlilik, bürokratik ilişkiler, organ mafyası, terör, işlenen cinayetlerin arka planı, fuhuş çeteleri ve Türkiye'nin gündemiyle sık sık örtüşen olaylar... TRT ekranlarında izleyici ile bu akşam buluşacak olan 'Hesaplaşma', karanlıkta kalmış olaylar ve cinayetlerin gelişim sürecini detayları ile göz önüne seriyor. Ülkede işlenen üst düzey cinayetler ve bunları çözmek için devlet tarafından oluşturulan uzman yedi polisten birini canlandıran Seda Akman, TRT'nin Tele-Vizyon Dergisi'ne verdiği röportajda, ilk kez bir aksiyon filminde rol alacağını söyledi...
* Rolünüze nasıl hazırlandınız? Öncesinde çalıştınız mı?
Benim hayatımda oynadığım ilk aksiyon filmi bu. Profesyonel kişilerden eğitim aldık. Özel Harekat bize hep destek oldu, silah kullanmayı öğrendik. Bir süre Kung Fu'nun bir çeşidi olan Wing Chung eğitimi aldım. Fırsat buldukça spor yapmaya çalışıyoruz. Dizi için çok önemli, çünkü elimizde silah koşturuyoruz, atlıyoruz, incinme olabiliyor, esneme yapmamız gerekiyor. Çekimlere başladığımızdan bu yana dört kilo vermişim. Aksiyonda oynayın, formda kalın gibi bir şey bu...
* Canlandırdığınız karakterden biraz bahseder misiniz?
Savunma sanatlarında iyi eğitim almış bir komiserim. Dizide, İçişleri Bakanlığı özel bir birim kuruyor ve kendi aralarında en iyi yedi polisi biraraya getiriyor. Aslı, biraz erkeksi, delikanlı bir kız diyebiliriz. Fazla enerjik, açık sözlü, mesleğini çok seven, duygularını bastırabilen, daha çok işiyle haşır neşir olan bir kadın polis.
* Sizin de Aslı'ya benzer taraflarınız var sanki...
Var, olmaz mı... Ben de öyleyimdir zaten. İki kız kardeşiz ve ablamdan sonra beni erkek beklemişler. Çocukken de erkek gibiydim. Oturduğumuz mahallede erkeklerle futbol maçı yapardım, misketlerim vardı. Eve balkondan tırmanıp girerdim. O yüzden babam bana bir süre 'Sedat' dedi. Ama yaş ilerledikçe, başka taraflarımla tanışmaya başladım. Şimdi çok daha evcimen biri oldum. Daha çok evimle, kendimle, mutfağımla ilgilenmeye başladım. 20'li yaşlarımdaki o uçarı, çılgın kız kalmadı. Artık bir şeyi yaparken iki kere düşünen biriyim.
* Reklam filmi, sinema, televizyon derken hızlı bir çıkış süreci yaşadınız...
Aslında hızlı da değil. Bence kendi ayarında gitti. Uğur Yücel'in filmi ve 'Bir İstanbul Masalı' ile duymaya başladı insanlar beni. Oyunculukta hep kendimden bir şeyler verdim. Kaliteli oyuncularla çalıştım, bana çok faydaları oldu. En başından beri ben o sette olma haline aşık oldum. Teknik bilen, konservatuvarlı bir oyuncu değilim ama her şey biraz yüreğimden çıkıyor. Hissederek bir şeyler yapmaya çalıştım.
AŞÇI OLMAK İSTİYORUM
* Oyunculuğun dışında başka bir şey yapmayacaksınız gibi görünüyor. Var mı başka bir hayaliniz?
Aşçı olmak istiyorum. Birkaç sene önce başladı bu merakım. Birden, çok evcimen biri olunca, mutfağa da girmeye başladım. Yemek yaptıkça da çok keyif alıyorum. Yemek programları seyrediyorum. Annemi arayıp sürekli tarifler alıyorum. Mutfak beni rahatlatıyor, meditasyon yapar gibi iyi hissediyorum kendimi mutfakta. Sonradan geldi bana bu keyif ama zamanım olsaydı aşçılık kursu alsaydım, şef olsaydım bir restoranda. Belki kendi yerimi açar, kendi şefim olurum.
BEN MUTLU VE UYUMLU BİR KADINIM
* Cesur kadın diyorlar size... Cesur sahnelerinizden dolayı mı?
Oyuncu her şeyi oynayabilir. Yeter ki insan işine, yaptığı projeye inansın. Ben doğru olduğuna inandığım yolda yürüyorum.
* Kendinizi nasıl biri olarak tanımlarsınız?
Mutlu kadın! Mutlu, uyumlu... Hayattaki tüm olumsuzluklara rağmen... Üzüldüğümüz zamanlar oluyor. Sıkıntılara rağmen bunları nasıl kolay atlatabileceğimi öğrettim kendime. Pozitif kadınım. "Bir kere geldin dünyaya, bunları bir kere yaşayacaksın ya da bir kere hatırlayacaksın" diyorum. Hep iyi düşünmeye çalışıyorum. Çünkü Oğlak kadını olarak, herkesin hayatını kolaylaştıran biriyim ama kendime yüklenirim. Müzikle aranız nasıl? Müzikten vazgeçemem. Sabah kalktığımda ruh halime göre klasik müzik dinliyorum. Bach seviyorum.
Haber3.com